Nesnelerin İnterneti ve Tasarım

SXSW’de en fazla ilgi çeken seanslar hiç kuşkusuz tasarım ve teknolojiyi birleştiren seanslar… Hepimiz hemfikiriz: nesnelerin interneti, yapay zekâ, artırılmış gerçeklik ve daha nice teknoloji dünyayı değiştirecek. Ancak teknolojinin hazır olması değişimi sağlayamıyor. İnsan odaklı tasarım burada kilit role sahip… Müşterinin hangi derdine nasıl derman olabilirim, ona nasıl ilham verebilirim sorularının cevaplarını vermediğiniz sürece nesneler konuşmuş, konuşmamış kimsenin umurunda değil.

Dört panelistin katıldığı bu seansta nesnelerin interneti deyince akla gelebilecek dört temel alandan temsilciler vardı. Thington- akıllı ev çözümleri; Whistle- evcil hayvanlarla iletişim; Ringly- Giyelebilir teknolojiler; Automatic- araç otomasyonu.

Dertler ortaktı. Yorumlar benzer. Sizler için 7 başlıkta topladık:

1) İş Modeli: Nesnelerin interneti dünyasında sıradan insanların alışkın olmadığı bir iş modeli var. Çoğu zaman elle tutulan bir cihaz söz konusu… Ve bu donanımı kullanabilmek için müşterinin ürünü satın alması gerekiyor. Sonrasında da kullanım için aylık servis ücreti ödeniyor. Hem ürün hem servis aslında… Ama kafalardaki algı biraz başka: “ürün desen ürün değil, servis desen servis değil”. İnsanlar her ikisine birden para ödemekten hoşlanmıyor. Bunu aşabilmek için çoğu zaman uzun dönemli kontratlar yapılarak ürün ve servisin paket halde kiralandığı kurgular devreye giriliyor. Yeni iş modellerine ihtiyaç var.

2) Veri Çılgınlığı: Uygulamaları geliştirenlerin büyük çoğunluğu teknoloji dünyasından. Çoğunluk mühendis geçmişine sahip ve rakamları çok seviyor. Çoğu üretici veriyi ön plana getirerek ilgi çekmeyi umuyor. Ama kullanıcılar genelde bu ürünleri basit bir derdini çözebilmek için kullanıyor. Veri o kadar da ilgisini çekmiyor.

3) Basit ama Etkili: Evet müşterinin basit derdini çözmekle yetinmeyi bilmek gerekiyor. Örneğin whistle ilk başta köpeğiniz şu kadar adım attı, bu kadar kalori harcadı diye çıkmış yola (bkz. madde 2) Ama kullanıcılar tek derdi köpeğim şu anda nerede? Her şey yolunda mı?

4) Fonksiyon Tuz Gibidir: Katılımcılardan biri servis geliştirmeyi yemek yapmaya benzetti. Tuzu eklersiniz eklersiniz… Azsa daha da eklersiniz. Ama fazla kaçırdınız mı geriye almak mümkün değildir. Ürünün fonksiyonalitesi de aynı böyle işte… Dengeyi iyi ayarlamak gerek. Gereksiz fonsiyonların peşinde koşturmayın, sonra geriye çekmek çok zor…

5) Pil… Gene Pil: İnsanlar telefonlarını, tabletlerini, bilgisayarlarını şarj etmekten bıkmış durumda. Şarj edilecek her yeni cihaz külfet listesine ekleniyor. Ne kadar çok fonksiyon varsa o kadar çok pil gidiyor. Tasarlanması gereken en önemli konulardan biri optimum pil kullanımının sağlanması.

6) İşimiz Güven: Güveni oluşturmak zordur, bozmak kolay. Ürüne rağmen köpeğin kayboldu diyelim ya da eve hırsız girdi fark etmedin… Bir kere bile hata yapma lüksün yok… İlk hatada ilişki kesilebilir. Telafisi yok.

7) İşimiz Kafa Rahatlığı: Panelistlerin çoğu temel değer tekliflerini kafa rahatlığı üzerine kurmuşlar. Daha keyifli bir hayatın peşinde herkes. Güvenmek, bazı detayları unutmak, bir problem olduğunda uyarılmak istiyor sadece.

Ezberbozar olarak son notumuz: Her şey “Müşterim Ne İster?” sorusunu doğru cevaplayarak başlıyor. Başarının sırrı teknolojiyle empatiyi, ihtiyaçlarla iş modelini bir araya getirmekte gizli.